Koronavirüs Salgını ve Kadına Yönelik Şiddet - Rapor!

Koronavirüs Salgını ve Kadına Yönelik Şiddet - Rapor!
26 Ocak 2021 - 17:39
Enerji Ekonomisi - Kadına yönelik şiddete mücadele mekanizmalarının etkinliğinde en büyük engel kanun ve yönetmelikleri uygulamaya direnerek görev ihmali yapan kamu görevlileri. Koronavirüs salgını öncesinde de sıklıkla karşılaştığımız bu ihmaller için salgın bir bahane olarak kullanılmaya devam ediliyor. Kasıtlı olarak ya da bilgisizlik nedeniyle kadınların hayatlarını tehlikeye atan bu kamu görevlileri hakkında herhangi bir işlem yapılmayarak kötü uygulamalar adeta ödüllendiriliyor. Kanunlar devlet eliyle işlemez hale getiriliyor.

Kasım ve Aralık ayında da 6284 sayılı Kanun kapsamında  

Sığınağa gitmek isteyen birçok kadının sığınağa kabulünün “yer olmadığı” gerekçesiyle yapılmadığına tanıklık ettik. Bu durum sığınak kapasitelerinin olması gerektiğinin çok altında olduğunu bir kez daha gösteriyor. Ayrıca ŞÖNİM’lerin veri tutmak dışında kadına yönelik şiddetle mücadele görev almaması, kadınlara sığınak dışında herhangi bir sosyal destek alternatifinin sunulmuyor oluşu kadınları şiddet gördükleri evlere mahkum ediyor, can güvenliklerini tehlikeye atıyor. Sığınakta kalan kadınların deneyimleri ise devlet sığınaklarında kadınları güçlendirmekten uzak uygulamaların yaygınlığını gösteriyor. Kadınların hayatlarını tekrar kurabilmeleri için ihtiyaç duydukları destekler verilmediği gibi güvenlik gerekçesiyle hapis hayatı yaşadıklarına şahit oluyoruz. Kadınları güçlendirecek, ihtiyaçlarına yönelik destek sunacak bir çalışma yerine kolaya kaçarak yasaklama yoluna gidildiğini ve bu anlayışın sonucu olarak kadınların kötü muameye maruz bırakıldığını görüyoruz.

6284 sayılı Kanun kapsamında verilen kararların sürelerinin gittikçe kısalması ya da kadınlar için verilen kararların çocukları için alınamayabiliyor olması kanunun sadece kağıt üstünde uygulandığının kanıtı niteliğinde. Kararlar kadınları şiddetten uzaklaştırmak ve şiddetten uygulayana karşı korumak için değil göstermelik olarak veriliyor. Öyle ki bazı kadınların deneyimleri ihmal zinciri olarak karşımıza çıkıyor. Kadınların şiddetten uzaklaşma mücadelelerine bir de kurumlara karşı vermek zorunda kaldıkları mücadele ekleniyor. Devlet kadınları korumakla yükümlüyken kadınlar devlete rağmen hayatta kalmayı başarıyorlar. 

Görevini gereği gibi yapan görevliler, kadınları destekleyen uygulamalar ise kadınların hayatlarını olumlu yönde değiştiriyor. Şiddetten uzaklaşmaları ve yeni bir hayat kurmaları için güçlendiriyor. Bu nedenle kötü uygulamaları teşhir etmeye ve kurumlara sorumluluklarını hatırlatmaya ısrarla devam ediyoruz.

Kasım ve Aralık aylarında Mor Çatı’dan destek alan kadınların deneyimlerinden bir kısmını ve gözlemlerimizi aktarıyoruz:

- Sığınağa gitmek için karakola başvuran bir kadın başvurusunun koronavirüs gerekçesi ile kabul edilmediğini aktardı.

- Sığınağa başvuran bir kadın polisin kendisine “Biz ilgilenmiyoruz, Mor Çatı’yı arayacaksınız” dediğini ifade etti.

- Karakol üzerinden sığınak başvurusunda bulunan bir kadın kendisine sığınağa savcılık kararıyla gidilebildiğinin söylendiğini paylaştı.

- Yaşadığı şiddet sonrası ağır düzeyde fiziksel hasar almış bir kadın, hem fiziksel olarak hem ruhsal olarak iyileşmeye çalıştığı süreçte ŞÖNİM sığınağından destek aldığını, sığınakta kaldığı süre boyunca personel tarafından sürekli azarlandığını, sabah yedide uyanamadığı takdirde tutanak tutulduğunu aktardı. 

- Bir kadın, arkadaşının partnerinin kendisini tehdit etmesi sebebiyle 183'ü aradığında haklarına ve yapabileceklerine dair bilgi verilmediğini aktardı. 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddet uygulayanı uzaklaştırma, iletişim kanallarından engelleme hakkına dair herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını gördük.

- Bir kadın şiddet uygulayanı uzaklaştırmak için karakola başvurduğunda başvurusunun alınmadığını ve saatlerce karakolda bekletildiğini paylaştı. 

- Bir kadının bizimle paylaşımı sonucunda 6284 sayılı Kanun’un uygulanması için polise başvurduğunda ifadesinin hatalı bir biçimde alındığını ve söz konusu kanun kapsamında edindiği şiddet uygulayanın uzaklaştırılması hakkından yararlanmasının da engellendiğini gördük.

- 6284 sayılı Kanun kapsamında kendisine şiddet uygulayan komşusunu uzaklaştırmak isteyen bir kadın, kolluğun kendisine sadece “akrabasına karşı” uzaklaştırma kararı çıkarabileceği bilgisi verdiğini paylaştı.

- Bir kadın kendisi ve çocukları için 6284 kapsamında gizlilik kararı başvurusu yaptığını fakat kararın sadece kendisine çıktığını paylaştı. Çocukları için gizlilik kararı talebinin “herhangi bir tehlike görülmediği” gerekçesiyle reddedildiğini aktardı.

- 6284 sayılı Kanun kapsamında savcılıktan gizlilik kararı isteyen bir kadın savcının kendisine bu kararın terör suçlularına verildiğini söylediğini aktardı. 

 - Yaşadığı şiddet sonucu evden çıkan bir kadın kişisel eşyalarını almak için eve geri döndüğünde ev sahibinin kendisini engellediğini aktardı. Durum hakkında savcılığa şikayetçi olup destek istediğinde savcılığın böyle bir yetkileri olmadığını söylediğini ve şikayeti almadığını paylaştı. 

- Yaşadığı şiddet sonrası acil yardım için karakola başvuran bir kadın karakolda sürecin uzatıldığını, dışarıda soğukta bekletildiğini aktardı. Daha sonra aile içi şiddet biriminden memurların kendisini “Burası boşanma yeri mi” diye azarladığını, 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir nafakası hakkında bilgi verebilecekken böyle bir hakkı yokmuş gibi davrandıklarını aktardı. Polisin “Boşanacak mısınız?” diye sorup “Boşanmayacaksanız bunlara gerek yok.” dediğini, kendisini sürekli sığınağa göndermeye çalıştıklarını, diğer hakları hakkında bilgilendirmediklerini aktardı.

- Boşanma davası için avukat isteyen ve dava sürecinde hak kaybetmekten korkan kadın avukat talebi için şehrindeki baroya başvurduğunda kendisine randevunun dava tarihinden sonra verildiğini ve “geç kalmışsınız” tavrı ile karşılaştığını aktardı.

- Kocasının akrabaları tarafından evine saldırılan, saldırı sonucu evinin camları kırılan ve çocukları bu şiddete şahit olan kadın polise şikayetçi olduktan sonra savcılık tarafından arabuluculuk için çağırıldığını ve bu esnada savcı tarafından dinlenmeyip “Ne olmuş ki cam kırıldıysa” deyip geçiştirildiğini ve azarlandığını aktardı. 

- Uzun yıllar evliliğinde şiddet gören bir kadın yaşadığı sıcak şiddet sonrası şikayetçi olmak için jandarmaya gittiğinde “Senin gibi kaç kadın var biliyor musun” denildiğini ve akut müdahalede bulunulmadığını aktardı. Ancak jandarmaya itiraz ettikten sonra uzaklaştırma alabildiğini iletti. 

- Yaşadığı şiddet sonucu devlet sığınağına giden bir kadın sığınakta telefon kullanmalarına ve dışarıya çıkmalarına izin verilmediğini aktardı. 

- Partnerinin kendisine bıçak çekmesi sonrası şikayet için karakola giden bir kadın ifadesi alınmadan önce 2 saat bekletildiğini aktardı. Polislerin anlayışlı olmadıklarını, “Çocuğunuz var bir orta yolu bulmanız lazım” dedikten sonra uzaklaştırma kararı verdiklerini, kadın çocuk için de uzaklaştırma kararı için istediğinde “Çocuk için veremiyoruz” dediklerini aktardı.

- Kocasının uyguladığı fiziksel şiddet sonrası acil yardım için KADES ile polisi çağıran bir kadın, işlem yapması için polisi “Bu evde kalmamam gerekiyor” diye ikna etmek zorunda kaldığını aktardı.

- Eşya fırlatılarak maruz bırakıldığı fiziksel şiddete dair darp raporu almak için hastaneye sevk edilen bir kadın darp raporunda nasıl yaralandığının yazılmadığını, sadece yaralandığı bölgede lezyon olduğunun yazıldığını aktardı. 

-  Ailesinden gördüğü şiddet ve aldığı ölüm tehditleri dolayısıyla sığınak talebi için karakola giden kadın için karakolun Mor Çatı’yı arayıp “burada sığınağa gitmek isteyen bir kadın var” dediğine şahit olduk. Kadının haklarına dair bilgilendirilmediğini ve baştan savılmaya çalışıldığını gördük. 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum